3 Mayıs 2014 Cumartesi

Balık ve yoğurt birlikte yenildiğinde besin zehirlemesine neden olur mu?

Balık ve yoğurdun birlikte tüketilmesinin besin zehirlenmesine yol açacağı düşüncesi tamamen yanlıştır. Nitekim bu düşüncenin
yanlış olduğu doktorlarca da desteklenmektedir. Otellerde balığın yanında yoğurt ve türü besinlerin servis edilmesi, Türk toplumuna has rakı sofrasında yoğurt ve türü besinlerin tüketilmesi buna en iyi örnektir.
Taze balığın yanında yoğurt yemek zehirlenmeye yol açmaz. Fakat bayatlamış balık tüketimi yani üzerinde fazla miktarda bakteri üremiş olan balık ile birlikte yoğurt yemek zehirlenmeye yol açar. Bu zehirlenmenin yoğurt ile kesinlikle alâkası yoktur. Zaten bu durum bilimsel olarakta henüz kanıtlanmış değil. Aksine yoğurt yapımında kullanılan mayada, probiyotik bakteri olarak adlandırılan lactobasillus türü faydalı bakteriler bulunur. Bu bakteriler zehirlenme sonucu bağırsaktaki zararlı bakteriler ile mücadele eder. Kısacası balığın yanında yoğurt tüketmek faydalıdır.
Zehirlenme belirtileri kişide 30 dakika ile 1,5 saat arası bir sürede görülür. Bu süre kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Zehirlenmenin en belirgin belirtileri kusma, mide bulantısı, ishal, baş dönmesi, uyuşukluk ve üşümedir. Bu belirtilerin görülmesi durumunda hemen doktora gidilmesi gerekir.
Bayat balık tüketiminden doğabilecek besin zehirlenmesini önlemek için şunlara dikkat etmeliyiz;
* Dondurulmuş balık alırken seçici davranmalıyız.
* Balığın derisinin gergin ve parlak olmasına dikkat etmeliyiz.
* Balığın solungaçlarının ve gözlerinin parlak olmasına dikkat etmeliyiz.
* Bilmediğimiz ve güvenmediğimiz balıkları almamalıyız.
* Tropik sularda yaşayan balıkları tüketmemeliyiz.

Kuş yuvalarına ‘sigara izmariti’ kalkanı


Yeni bir araştırma, şehirlerde yaşayan kuşların yuvalarını böceklerin istilasından korumak için sigara izmariti kullandıklarını ortaya koydu.

Bolivyalı araştırmacılar, şehirlerde yaşayan kuşların yuvalarını ‘temiz tutmak’ için şehir hayatının getirdiği faydalardan yararlandıklarını ortaya koydu. Araştırmaya göre, kuşlar yuvalarındaki böcekleri öldürmek ve onları uzak tutmak için sigara izmaritlerini kullanıyor.

Royal Society Biology Letters dergisinde yayımlanan araştırma, kuşların yuva yapımında neden çok miktarda sigara izmariti kullandığına da açıklık getirmiş oldu.
Bolivya’nın Ekoloji Ensititüsü (UNAM) tarafından yapılan çalışmanın başını çeken Isabel López-Rull ve ekibi, sigara izmaritlerinin böcekler karşısında oldukça etkili olduğunu fark etti.
López-Rull, “Kuş yuvalarında ne kadar fazla sellüloz asetat varsa, böceklerin yuvada bulunma olasılığı da o kadar azalıyor… Dahası, böcekler ısının tuzağına düşüp içilmiş veya içilmemiş sigaraya yaklaşmaya çalıştıklarında, birçoğu başarılı olamıyor. Nikotin miktarı daha fazla olduğu için, içilmemiş sigaraya yaklaşmaları daha zor oluyor” dedi.
KORUNAKLI YUVALARDA DA VAR
Araştırmacılar, birçok kuş türünün yuva korumasında izmarit kullandığını tespit etti. İzmarite başvuran kuşların başında serçe ve bülbül geldiği ifade edilirken, diğer kuş türlerinin de izmariti sıkça kullandığı ifade edildi.
Araştırma makalesinde, “Kuşlar, yuvalarını işgal eden böceklere karşı gösterdikleri davranış değişikliğiyle tepki verirler… Örneğin, bazı kuş türleri yuvalarına bol miktarda çiçek taşır ve uçucu bileşiklerin etkisiyle böcekleri uzak tutar” dedi. Sigara izmariti kullanmanın da benzer bir davranış şeklinden doğduğu ifade edildi.
İzmaritin, şehirlerde yaşayan kuşlar için yaşadıkları yerin sunduğu bir kaynak olarak belirdiği ve yuva inşasında kullanılan maddeler arasına girdiği belirtildi. Araştırmacılar buna rağmen şehir ortamının kuşlar için en zorlayıcı çevre olduğunu da ifade etti.

28 Şubat 2014 Cuma

Biyokimya laboratuvarı tampon çözelti hazırlama deneyi Amino asit ve proteinlerin renk tepkimeleri

Biyokimya laboratuvarı deneyleri
  1. Tampon çözelti hazırlama
  2. Amino asit ve proteinlerin renk tepkimeleri
  3. Amino asit titrasyonu
  4. İnce tabaka kromatografisi
  5. Aminoasitlerin çöktürme tepkimeleri ve proteinlerin çöktürülmesi
  6. Spektrofotometre ve kalibrasyon eğrisi
  7. Kanda protein analizi
  8. Enzim aktivitesinin saptanması
  9. Meyve sularında askorbik asit analizi

    Üniversitelerdeki görülen Biyokimya laboratuvarı deneylerinden bazıları böyledir.

    Sivas cumhuriyet üniversitesi ege üniversitesi selçuk dumlupınar üniversitesi biyokimya laboratuvarı deney raporu hazırlık karbohidratlar amino asitler deney raporu titrasyon kanda protein analizi deney raporu deneyi

Karbohidratların kağıt kromatografisi deneyi ve Karbohidratların renk tepkimeleri deneyi

Karbonhidrat nedir?

Karbonhidrat; Karbon, hidrojen ve oksijen atomlarından oluşan organik bileşiklere denilmektedir.Karbonhidrat insan ve hayvan vücudunda glikojen olarak, bitkilerin yapısında nişasta ve selüloz olarak bulunmaktadırkarbonhidrat

Karbonhidratlar yapılarına göre 3 gruba ayrılırlar

1- Monosakkaritler (Basit Şekerler): Glikoz (üzüm şekeri), Fruktoz (meyve şekeri), Galaktoz (6 karbonlu monosakkarit)
2- Disakkaritler: Sakkaroz (çay şekeri), Laktoz (süt şekeri), Maltoz (malt şekeri)
3- Polisakkaritler: Nişasta (bitkilerdeki depo karbonhidrat), Glikojen (kas ve karaciğerdeki depo karbonhidrat), Selüloz (posa)

Karbonhidrat çeşitleri nelerdir?

1- Glikoz: En basit şeker olarak bilinen glikoz bitkide fotosentez olayı sonucunda oluşur. Glikozun fazlası bitkilerde nişasta, hayvanlarda glikojene dönüştürülerek depolanır.
2- Nişasta: Yalnızca bitkide depo besin maddesi olarak görülür. Çok sayıda glikoz molekülünün bir araya gelerek oluşturduğu bir yapıdır. Arpa, buğday, patates gibi besinlerde görülür. Suda erimezler. hücre zarındaki porlardan geçemeyecek kadar büyük moleküllerdir. Hayvanlar nişastayı sindirim olayı ile glikoza dönüştürerek kullanırlar. Nişastanın ayıracı iyot çözeltisidir. Nişasta iyot çözeltisi ile mavi-mor renge dönüşür.
3- Selüloz: Bitki, mantar ve bakteri hücrelerinde hücre zarının dışında bulunan hücre çeperi selülozdan oluşur. Selüloz hayvan hücrelerinde bulunmaz. Aynı zamanda hayvanlarda selülozun sindirimi yapılamaz. Sadece geviş getiren memelilerin bağırsaklarında bulunan bakteriler selülozu sindirebilirler.
4- Glikojen: Hayvan hücrelerinde ve mantar hücrelerin-de fazla glikozun depo şekli glikojendir. Bitkilerde glikojen bulunmaz. Hayvanlarda glikozun fazlası kas ve karaciğerde glikojen şeklinde depolanır. Kandaki glikoz seviyesi düştüğünde ise glikojen glikoza dönüşerek kana geçer.

Karbonhidrat eksikliği nelere sebep olur?

Öncelikle B vitaminleri , bazı aminoasitler ve lif eksikliği görülür. Bunun yanında halsizlik ,yorgunluk, depresyon, unutkanlık, sinir sistemi bozuklukları, sindirim sistemi rahatsızlıkları, proteinin vücut tarafından kullanılamaması sonucu yapım ve onarımda azalma, yetersiz lif alımından ötürü uzun vadede kanser ve kalp hastalıkları görülebilir.

Bir insanın günde alması gereken karbonhidrat miktarı ne kadardır?

Herkesin metabolizma hızı farklıdır. Bizim metabolizma hızımız, yaşımıza, cinsiyetimize, aktivite düzeyimize, kilomuza vb göre değişmektedir. Metabolizma hızımıza göre almamız gereken kalori belirlenir. Bu kalorinin ortalama olarak %55 i karbonhidratlardan, %15 i proteinlerden %30 u ise yağlardan sağlanmalıdır.Metabolizma hızı 2000 kkal olan bir bireyin aldığı enerjinin 1100 kilokalorisi karbonhidrattan gelmelidir.Karbonhidratın miktarı belirlendikten sonra cinsi için Glisemik İndeksine ve yüküne bakarak karar verilmelidir.Mesela pirinç pilavının Glisemik indeksi 139 ,Glisemik yükü 59 dur.Buna karşın bulgur pilavının glisemik indeksi 48 ,glisemik yükü 12 dir.Bu iki besinin aslında kalorileri yakındır.Gördüğümüz gibi burada kaloriden çok içerik önem kazanmaktadır. Glisemik indeksi ve yükü düşük olan besinler tok tutar ve kilo vermemize yardımcıdır.

Peki karbonhidratlı yiyecekler nelerdir?

Esas olarak Mısır gevreği, tahıl ve ekmek çeşitleri, pirinç, arpa,yulaf, makarna yüksek karbonhidrat içerir.
Meyvelerdende, kayısı, hurma, yaban mersini, muz, incir, üzüm, elma, portakal, armut, ananas, çilek, karpuz, ve kuru üzüm yüksek karbonhidrat içermektedir.
Baklagil türlerinden; nohut, kuru fasulye, börülce, bakla yüksek kompleks karbonhidrat taşırlar. Bazı kök sebzelerden, patates, tatlı patates, havuç, mısır da bu gruba dahildir.
Toz şeker, şekerleme, kek, mısır şurubu, meyve suyu, ekmek, beyaz undan yapılmış makarna ve mısır gevreği basit karbonhidratlı gıdalara girmektedir.
Yüksek miktarda kompleks karbonhidrat taşıyan besinler ise, kepek, yulaf, mısır, arpa, karabuğday, mısır unu, makarna, patates, kepekli pirinç, kıyılmış buğday, tam tahıllı gevrek, bezelye, musli, fasulye, mercimekdir. Yüksek karbonhidratlı besinler bize, sağlıklı ve formda olmak için vitamin, mineral ve lif açısından yeterli bir kaynak oluştururlar.
Süt ürünleri, yüksek yağ ve protein içerikleriyle tanınırlar. Ama, yağsız süt, diyet yoğurt, çikolatalı süt yüksek karbonhidratlı besinler grubuna da girer. Bütün cikolata ve şeker türleri, ve kurabiyeler yüksek miktarlarda karbonhidrat içerir.

Sözlükte karbonhidrat ne anlama gelmektedir?

Yağ, yumurta akı vb. maddelerin yanı sıra, insan ve hayvanların organik besinlerinden en önemlisi olan organik kimya bileşiklerinin genel adı.

24 Şubat 2014 Pazartesi

Hızlı refleks için yumurta yiyin



Hollanda'daki Leiden ve Amsterdam üniversitelerinden bilim adamları, katılımcıların televizyon karşısında refleklerinin hızını inceledi.

Katılımcılardan ekranda yeşil bir ok gördüklerinde mümkün olduğunca hızlı bir düğmeye basmaları, kırmızı ok gördüklerinde ise tepki vermemeleri istendi. İlk aşamada, katılımcılara deneyden önce plasebo, ikincisinde tirozin bakımından zengin portakal suyu verildi. Tirozin alanların daha canlı ve reflekslerinin daha hızlı olduğu görüldü.

Bilim adamları, araç kullananların tirozin bakımından zengin besinler tüketerek daha hızlı refleklere sahip olabileceklerini, böylece de güvenliklerinin artabileceğini vurguladı. Araştırmanın sonuçları ''Neuropsychologia'' dergisinde yayımlandı. Tirozin, yumurta ve soyanın yanı sıra parmesan peyniri ile bademde de bolca bulunuyor.

Ayrıca tirozinin depresyona da iyi geldiği biliniyor.

Vitamin deposu otlar

Doğada kendiliğinden yetişen ve Anadolu'da yaygın olarak tüketilen birçok ot, E, A, C, B2 ve B6 vitaminleri bakımından oldukça zengin. Doğada kendiliğinden yetişen madımak, ebegümeci, kuzukulağı, ısırgan otu ve yemlik gibi otların tam bir vitamin deposu olduğu belirten uzmanlar, uygun koşullarda tüketilmesinin sağlık için oldukça yararlı olacağı tavsiyesinde bulunuyorlar.
Doç. Dr. Nurten Budak, bu otların vitaminlerin yanı sıra demir ve kalsiyum mineralleri bakımından da zengin bir içeriğe sahip olduğunu kaydederek şu bilgileri verdi:
“Doğada kendiliğinden yetişen madımak, ebegümeci, kuzukulağı, ısırgan otu ve yemlik gibi otlar E, A, C, B2 ve B6 vitaminleri, demir ve kalsiyum mineralleri bakımından oldukça zengindir. Bu vitamin ve minerallerin yetersizliği kansızlık, cilt bozuklukları, sindirim ve sinir sistemi bozukluklarına neden olabilmektedir. Bu nedenle doğada bol bulunan bu otların tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Bu otlar içeriklerindeki vitamin ve mineraller ile çeşitli hastalıklara, ilaçlara, bazı kimyasal maddelere ve hava kirliliğine karşı vücudun direncini artırırlar, ısı değişimlerine karşı vücudu korurlar. Böylece vücudun savunma mekanizmaları güçlendirilmiş olur.”
Hamile ve anneler için de önemli besin kaynağı
Otların içeriklerinde bulunan A vitamininin depolanabilme özelliğine sahip olduğunu da belirten Budak, A vitaminlerinin bitkilerde bulunan karatoneidlerin depolanarak vücutta uzun süre kullanıldığını ve bu vitaminlerin hücreleri koruyucu özelliği olduğunu söyledi.
Otların içeriğinde bulunan folik asitlerin ise gebe ve anneler için daha büyük önem taşıdığını ifade eden Budak, “Otların içeriğinde bulunan folik asit de beslenme açısından oldukça önemli bir vitamin çeşididir. Gebeler ve anneler diğer insanlara göre günlük olarak daha fazla folik asit tüketmelidirler. Bu açıdan otlar, gebeler ve anneler için de önemli bir besin kaynağıdır” diye konuştu.
Bu otlar nasıl tüketilmeli?
Doğadan toplanan otların tüketilmeden önce temizliğinin iyi şekilde yapılması gerektiğine dikkati çeken Budak, şöyle devam etti:
“Otların içeriğindeki folik asit ve C vitamini suda erime özelliğine sahiptir. Bu nedenle pişirilerek yenecekse otların pişirme suları dökülmemelidir. Bu otların ıspanak gibi yemeği yapılabilmesine rağmen daha çok taze olarak tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Taze tüketimin yanı sıra ısırgan otunun böreği, madımağın bulgurlu yemeği veya kuzukulağının salatası yapılabilmektedir. Bu otların kurutularak yenmesini tavsiye etmiyoruz.”


28 Temmuz 2013 Pazar

9 Temmuz 2013 Salı

Biyokimyager Kimdir?

TANIM Biyolojik bilimler, sağlık bilimleri, beslenme, çevre olayları ile ilgili konularında araştırma ve uygulama yapan kişidir. GÖREVLER -
Beslenme, genetik ilaçların etkisi ve hastalıklardan ileri gelen kimyasal değişiklikler konusunda araştırma yapar,
Beslenme, genetik ilaçların etkisi ve hastalıklardan ileri gelen kimyasal değişiklikler konusunda araştırma yapar,Beslenme, genetik ilaçların etkisi ve hastalıklardan ileri gelen kimyasal değişiklikler konusunda araştırma yapar, - İnsan, bitki ve hayvan hastalıklarından sorumlu küçük organizmalar üzerinde araştırmalar yapar, - Laboratuvar ortamında çeşitli biyokimyasal maddeler elde etmek için çalışmalar yapar (protein, kan serumu proteini, amino asit, organik asit ve bileşikler gibi), - Kimyasal ve biyolojik kaynaklı bütün kirleticilerin organizmalar üzerindeki zararlı etkilerini inceler. - Tekniğine uygun olarak hücre ve doku kültürü hazırlar, - Temiz ve sağlıklı beslenme (besin kimyası ve teknolojisi, fermantasyon, gıda mikrobiyolojisi, gıda hijyeni) konularında çalışmalar yapar ve raporları düzenler ya da raporları onaylar. KULLANILAN ALET VE MALZEMELER 
Laboratuvar ortamında; Spektrofotometre (analitik laboratuvar cihazı), pHstat, İnkübatör, Su Banyoları, Distile su cihazları, Ultrasantrifij, Ultrafiltrasyon Cihazları, Termostat ve Kriyostatlar, Oksijenmetre, PCR, Fermantörler, Mikroskop, Santrifüj, pHmetre, Filtrasyon, Kromatografik ekipmanlar(ayırma saflaştırma cihazları), hassas terazi, tüpler, pompalar, soğutucular, çeşitli balonlar gibi labotatuvar araç ve gereçleri ve kimyasal maddeler.
Laboratuvar ortamında; Spektrofotometre (analitik laboratuvar cihazı), pHstat, İnkübatör, Su Banyoları, Distile su cihazları, Ultrasantrifij, Ultrafiltrasyon Cihazları, Termostat ve Kriyostatlar, Oksijenmetre, PCR, Fermantörler, Mikroskop, Santrifüj, pHmetre, Filtrasyon, Kromatografik ekipmanlar(ayırma saflaştırma cihazları), hassas terazi, tüpler, pompalar, soğutucular, çeşitli balonlar gibi labotatuvar araç ve gereçleri ve kimyasal maddeler.Laboratuvar ortamında; Spektrofotometre (analitik laboratuvar cihazı), pHstat, İnkübatör, Su Banyoları, Distile su cihazları, Ultrasantrifij, Ultrafiltrasyon Cihazları, Termostat ve Kriyostatlar, Oksijenmetre, PCR, Fermantörler, Mikroskop, Santrifüj, pHmetre, Filtrasyon, Kromatografik ekipmanlar(ayırma saflaştırma cihazları), hassas terazi, tüpler, pompalar, soğutucular, çeşitli balonlar gibi labotatuvar araç ve gereçleri ve kimyasal maddeler. - Üretim ortamında; yukarıda tanımlanan cihazlarla birlikte büyük çaplı üretimlerde kullanılan mayalama cihazı ve üretim sistemleri ile çeşitli kimyasallar. - Eğitim ortamında; bilgisayar, eğitim programları ve eğitim araç gereçleri ile laboratuvar cihazları ve çeşitli büro malzemeleri. MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER Biyokimyager olmak isteyenlerin; - Üstün bir akademik yeteneğe ve analitik düşünme gücüne sahip, - Başta biyoloji ve kimya olmak üzere fen bilimlerine karşı ilgili ve bu alanda başarılı, - Bilimsel çalışmalara meraklı ve istekli, - Dikkatini yoğunlaştırabilen ve sabırlı, - Biyolojik ve kimyasal maddelere karşı alerjisi ile görme sorunu olmayan kimseler olmaları gerekir. Yabancı dil bilgisine sahip olmak ve teknolojik yenilikleri takip etmek başarıyı artırıcı bir özelliktir. ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI Biyokimyagerler çalışmalarını genellikle laboratuvar ortamında ya da kapalı ortamlarda yürütürler. Laboratuvarlar sessiz–sakin ve hijyeniktir, ancak kullanılan kimyasal madde ve bileşikler nedeniyle kokuludur. İlaç, gıda, temizlik maddeleri ve plastik vb. üreten fabrikalarda yada arıtma tesisi gibi yerlerde çalışılması durumunda gürültüye maruz kalınabilir. Üretimle ilgili işleri yürüten biyokimyagerlerin çalışma saatleri belli konularda araştırma yapanlara nazaran daha düzenlidir. Zehirli ve tehlikeli maddeler yada radyoaktif maddelerle çalışılıyorsa büyük dikkat gösterilmeli ve mutlaka bunlara özgü özel güvenlik önlemleri alınmalıdır. Canlı yaşamı ile ilgisi biyokimyayı, benzer nitelikteki fizik, kimya, biyoloji gibi fen bilimleri ile sağlık, beslenme ve çevre konularında etkin bir dal haline getirdiğinden yukarıda sayılan uzmanlık alanlarıyla sıkı işbirliği halindedir. Bu nedenle biyokimyagerler de çalışırken işin türüne göre kimyagerler, biyologlar, hekimler, eczacılar, laborantlar, gıda ve ziraat mühendisleri, çevre mühendisleri gibi meslek elemanları ve diğer çalışanlarla iletişim halindedirler. ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARIBiyokimyagerlerin; ilaç, aşı ve özellikle biyopolimerlere dayalı protezler gibi tıbbi malzemeler üreten fabrikalar, boya, mürekkep, elyaf, plastik vb. kimyasal maddeler, tarım ilaçları, kozmetik, deterjan ve fermantasyon teknolojisine dayalı üretim yapan sanayi tesisleri gibi oldukça geniş bir yelpazede çalışma olanakları vardır. Ayrıca üniversitelere bağlı kurulan biyoteknoloji araştırma ve uygulama merkezi, genetik hastalıklar araştırma merkezi gibi yerlerdeki araştırma laboratuvarları ile tıbbi analizler gibi rutin işlemlerin yapıldığı laboratuvarlarda görev alabilirler. Ayrıca benzer hizmetler için Silahlı Kuvvetler bünyesindeki laboratuvarlarda muvazzaf astsubay ve subay olarak istihdam edilebilirler. Çevrenin korunabilmesi konusuna bütün dünyada giderek artan ilgi nedeniyle, çevre ve hava kirliliğini önlemek yada azaltmak amacıyla endüstriyel tesislerin kurduğu veya yerel yönetimlere ait arıtma tesislerinde ve bunlarla ilişkili laboratuvarlarda çalışma olanakları da vardır. Mezunlar yukarıdaki iş alanlarında; üretim sürecinde veya sürecin gerektirdiği rutin kalite-kontrol analizleri, sağlıkla ilgili testler, yeni yöntem geliştirme çalışmaları ve bunların uygulanmasında görev üstlenebilirler. Ayrıca projelerin yürütülmesi ve sonuçlandırılmasında yönetici konumunda çalışabilirler. Biyokimyanın biyoloji, fizik, ekoloji, zooloji gibi çeşitli bilim dalları ile olan bağlantısı ve biyoteknoloji alanındaki gelişmeler nedeniyle iş bulma olanakları hergeçen gün artmaktadır. Türkiye’de yeni gelişen bir alan olması nedeniyle ve pek çok bilim alanıyla kesişme noktasında yer alması sebebiyle, mezunların yüksek lisans ve doktora eğitimlerine devam ederek akademik kariyer yapma olanakları oldukça geniştir. Bu süreç esnasında çeşitli üniversiteler ve bilim alanlarında akademisyen olarak yer alarak eğitim çalışmalarına katılır, öğrencilere ders verirler. Biyokimya, Biyoteknoloji, Moleküler Biyoloji, Genetik gibi bilim alanlarıyla ilgili yurtdışındaki araştırma ve üretim şirketleri ile bu alanlardaki yurtdışındaki üniversitelerde iş ve kariyer olanakları geniştir. MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER Mesleğin eğitimi; üniversitelere bağlı fakültelerin “Biyokimya” Bölümünde verilmektedir. MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI Meslek eğitimine girebilmek için; - Lise veya dengi okul mezunu olmak, - Öğrenci Seçme Sınavı’nda ( ÖSS) yeterli “sayısal (SAY)” puanı almak, - Sınav sonucuna göre hazırlanacak Tercih Bildirim Formu’nda “Biyokimya” lisans programını tercih etmek gerekir. “Biyokimya Teknikerliği”, “Çevre”, “Çevre Kirlenmesi ve Kontrolü”, “Çevre Koruma”, “Fermantasyon” , “Fermente Ürünler”, “Gıda Teknikerliği”, “Gıda Teknolojisi”, “Gıda Kalite ve Sağlık Kontrol”, “Gıda Analizleri ve Teknolojisi”, “Kimya”, “Laboratuvar”, “Patoloji Laboratuvar”, “Sağlık Laboratuvarı”, “Tıbbi Laboratuvar”, “Yağ Endüstrisi” önlisans programlarını başarı ile bitirenler de ÖSYM tarafından açılan Dikey Geçiş Sınavı’nda (DGS) “Biyokimya” lisans programına geçiş yaparak eğitimlerine devam edebilirler. EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ Eğitim süresi 4 yıldır. Ancak 1 yıl zorunlu yabancı dil hazırlık programı ile birlikte bu süre 5 yıl olmaktadır. CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİNDE HAZIRLIK YOKBiyokimya programı içinde “Biyokimyagerlik” ve “Biyoteknoloji Ağırlıklı Biyokimyagerlik” olmak üzere iki ana yönlendirici program vardır.Hazırlık sınıfından sonraki eğitimin: I-II-III-IV. yarıyılında (2.sınıfın sonuna kadar) Biyokimya Lisans Ortak Programı adı altında öğrencilere; Matematik, Genel Biyoloji, Genel Kimya, Hücre Biyolojisi, Fizikokimya, Anorganik Kimya, Organik Kimya, Analitik Kimya, Mikrobiyoloji, Enstrümental Analiz, Bilim İngilizcesi gibi zorunlu alan ve ortak temel derslerin yanında Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi, Türk Dili ve Bilgisayar dersleri okutulmaktadır. Ayrıca Histoloji ve Ekolojik Kimya gibi seçmeli alan dersleri de verilmektedir. V. yarıyılda ise yukarıda sözü edilen iki yönlendirici alandan Biyokimyagerlik Lisans Programı’nda okutulan zorunlu alan dersleri; Biyokimya, Biyokimyada Temel Teknikler ve Genetik. Seçmeli alan dersleri; Biyofizikokimya, Biyoanorganik Kimya, Gıda Mikrobiyolojisi, Çevre Kimyası vb.dir. Ayrıca serbest seçmeli dersler de verilmektedir. VI. yarıyılda okutulan zorunlu alan dersleri; Biyokimya, Biyomoleküllerde Yapı Tayini. Seçmeli alan dersleri; Enzimoloji, İlaç Metabolizması, Fizyoloji, Genetik, Polimer Kimyası’dır. Yine serbest seçmeli dersler de sözkonusudur. VII. yarıyılda okutulan zorunlu alan dersleri; Biyokimya, İmmunoloji’dir. Ayrıca Diploma Çalışması da bu dönemdedir. Seçmeli alan derslerinden bazıları ise Biyoteknoloji, Toksikoloji, Gıda Ambalaj Maddeleri ile Biyokimyada Deney Hayvanları’dır. Serbest seçmeli dersler de sözkonusudur. VIII. yarıyılda zorunlu alan dersi olarak Diploma Çalışması yer alır. Seçmeli alan dersleri olarak ise Klinik Kimya, Endüstriyel Hijyen, Teknik İnceleme, Atık Değerlendirmesi ve Arıtma Yöntemleri gibi dersler verilmektedir. Serbest seçmeli dersler bu yarıyılda da vardır. MESLEKTE İLERLEMEBu meslekte uzmanlaşma daha eğitim yapılırken başlamaktadır. İlk 2 yıl Biyokimya Ortak Lisans Programı olarak verilen eğitimden sonra 3. yıldan itibaren “Biyokimyagerlik” ve “Biyoteknoloji Ağırlıklı Biyokimyagerlik” olarak iki ana yönlendirici program başlar. Ayrıca her iki programda da verilen seçmeli alan dersleri ve serbest seçmeli ders olanaklarıyla öğrenciler sağlık, gıda, çevre gibi alanlara yönelerek ileride mesleklerinde uzmanlaşmanın yolunu da açmış olurlar. Günümüzde bulunmamakla birlikte, Avrupa Birliği normlarının ve uyum çalışmalarının ilerlemesiyle birlikte tüm dünyada ve özellikle Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi, Biyokimya Uzmanlık Eğitimi konusunda da yeni olanaklar ortaya çıkabilecektir. Biyokimya öğretim programları temel ve ortaöğretim kurumları için öğretmen yetiştirmeyi hedeflememektedir. Ancak, lisans eğitimi tamamlandıktan sonra yüksek lisans ve doktora eğitimi alarak akademik kariyer yapabilirler. İşletmelerde üretimle ilgili süreçlerde çalışanlar deneyimlerine göre yönetici konumuna gelebilirler. BURS, KREDİ VE ÜCRET DURUMUÖğrenciler eğitimleri süresince Kredi ve Yurtlar Kurumu’nca verilen öğrenim ve harç kredisinden yararlanabilirler. Ayrıca özel ve kamu kurumlarının sağladığı burs imkanlarından da faydalanabilirler. Eğitim sonunda; kamu sektöründe işe başlayanlar 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine göre hizmet sınıfındaki kadroların karşılığı olan derece ve kademeden aylık alırlar. Ücretler yıllık belirlenen oranlarda ve kıdeme göre artış göstermektedir. Üniversitelerde akademik kadroda istihdam edilenler 2547 sayılı kanuna tabiidirler, ücretlerini de buna göre alırlar. Özel sektörde çalışıldığında ücretler işyerindeki pozisyona göre yapılacak anlaşmalarla belirlenmektedir. Genellikle ilk işe başlayışta asgari ücretin 2 katı civarında ücret alınmaktadır. Ücretler performansa göre sonraki yıllarda artmaktadır. Deneyimli, bilgisayar kullanabilen, yabancı dil bilen ve kendini geliştirmiş olanların kazançları daha dolgundur.

DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN BAŞVURULABİLECEK YERLER- İlgili Eğitim Kurumları, - Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Ankara Meslek Danışma Merkezi, - Bünyesinde Meslek Danışma Merkezi bulunan Türkiye İş Kurumu İl ve Şube Müdürlükleri.